Kahvaltı masası. Tablet peynir tabağının yanına yaslanmış, bir çizgi film dönüyor. Çocuk ağzını açıyor, siz lokmayı veriyorsunuz, gözü ekrandan hiç kalkmıyor. Yemek on dakikada bitiyor ve kimse ağlamıyor. Bu sahneyi Konyaaltı'ndaki çalışma odamda anlatan ailelerin neredeyse hepsi cümlenin sonunu aynı şekilde bağlıyor: "Biliyorum, yanlış." Ben bu yazıyı o suçluluk duygusunu büyütmek için değil, ekranın gerçekte neyi elimizden aldığını daha net görmek için yazıyorum.
Mesele ekranın kendisinden çok, yerini aldığı şeyler
"Ekran beyne zarar veriyor mu?" sorusu çok soruluyor ama bana sorarsanız daha işe yarar soru şu: çocuk ekrana baktığı o saatlerde neyi yapmıyor? 3–4 yaş, dilin, oyunun ve ilişkinin en hızlı kurulduğu dönem. Bu dönemde gün yirmi dört saat ve ekrana giden her saat başka bir şeyden kesiliyor. Uyaran eksikliği denilen tablonun özünde de bu var.
Karşılıklı konuşma
Ekran konuşur ama beklemez. Çocuk "hav hav" dediğinde köpek karakteri ona dönüp "evet, köpek havlıyor" demez. Oysa dil tam olarak bu gidip gelmeyle öğreniliyor: çocuk bir ses çıkarır, siz cevap verirsiniz, o bir daha dener. Kelimeleri çizgi filmden öğrenmiş ama o kelimeleri size bir şey anlatmak için kullanmayan çocuklarla sık karşılaşıyorum. Kelime var, konuşma yok.
Yüz okuma
Çizgi film yüzleri abartılıdır: kocaman gözler, keskin kaşlar, bağıran sesler. Gerçek bir yüz ise çok daha ince çalışır. Annenin kaşının hafifçe kalkması, babanın sesinin yavaşlaması, bir arkadaşın dudağını büzmesi. Çocuk bu küçük işaretleri ancak gerçek yüzlere bakarak okumayı öğrenir. Ekrana alışmış çocuk bazen gerçek yüzü sıkıcı bulur; bakışı kısa kalır, sizin yüzünüzden kayıp elinizdeki telefona gider.
Beden hareketi
Üç yaşındaki bir çocuk koltuğa, merdivene, kanepenin sırtına tırmanmak ister. Düşer, kalkar, dengesini bulur. Bu hareketler hem kaba motor becerileri hem de bedenin nerede olduğunu hissetmeyi besler. Saatlerce aynı pozisyonda oturan çocukta hem beden hem de dikkat düzenlemesi geride kalabiliyor. Ekran kapandığında evin içinde koşup duran, bir şeye yerleşemeyen çocuk aslında çoğu zaman gün boyu alamadığı hareketi arıyor.
Sıkılma toleransı
Sıkılmak çocuklar için bir boşluk değil, bir başlangıç noktası. Oyun çoğu zaman sıkılan bir çocuğun etrafa bakıp bir tencereyi davul yapmasıyla başlar. Ekran bu boşluğu hiç oluşturmaz; her an yeni bir renk, yeni bir ses gelir. Boşlukla hiç karşılaşmamış çocuk ekran kapandığında gerçekten ne yapacağını bilemez ve bu da çoğu zaman krize dönüşür.
"Sanal otizm" diye bir tanı var mı?
Hayır. "Sanal otizm" medyada ve sosyal medyada sıkça kullanılan bir ifade, ama DSM-5'te ya da ICD'de böyle bir tanı yok. Aynı şekilde "uyaran eksikliği" de resmi bir tanı değil. Bu ifadeler, yoğun ekran maruziyetiyle birlikte görülen ve dışarıdan otizme benzeyen bir tabloyu anlatmak için kullanılıyor: göz temasında azlık, isme dönmeme, oyun kuramama, konuşmada gecikme.
Burada iki yanlıştan kaçınmak istiyorum. Birincisi, "ekrandan olmuş, ekranı keseriz geçer" deyip gerçek bir otizm tablosunu gözden kaçırmak. İkincisi, "otizm galiba" diye aylarca kaygı içinde yaşayıp aslında ortam değişince toparlanabilecek bir çocuğu erkenden etiketlemek. İkisini ayırmak çocuk ve ergen psikiyatristinin işi. Ayrımın nasıl düşünüldüğünü uyaran eksikliği mi, otizm mi yazısında daha ayrıntılı anlattım.
Öneriler gerçekte ne diyor?
Dünya Sağlık Örgütü 2019'da yayımladığı önerilerde 2 yaş altı çocuklar için ekranı önermiyor; 2–4 yaş için günde en fazla 1 saat diyor ve daha azının daha iyi olduğunu vurguluyor. Amerikan Pediatri Akademisi de 18 ay altında görüntülü aile görüşmeleri dışında ekran önermiyor; 2–5 yaş için günde en fazla 1 saat kaliteli içerik ve mümkün olduğunca birlikte izlemeyi öneriyor.
Bu rakamları okuyunca birçok aile "biz çoktan aştık" diyor. Aştıysanız yalnız değilsiniz. Rakamı bir hedef olarak görün, bir not olarak değil. Birlikte izleme kısmını da atlamayın: yanında oturup "bak, kedi saklandı, nereye gitti?" diye konuştuğunuz yirmi dakika ile çocuğun yalnız izlediği yirmi dakika aynı şey değil.
Suçlamadan azaltmak: gerçekçi bir plan
Ekran evinize bir ihtiyacı karşılamak için girdi: yemek yapabilmek, bir telefon görüşmesini bitirebilmek, uzun bir yolu kriz olmadan geçirebilmek. O ihtiyaç ortadan kalkmadan ekranı kaldırmaya çalışmak genellikle üçüncü gün bırakılan bir plan oluyor. Ben ailelerle önce ekranın günün hangi anlarında açıldığını yazıyorum, sonra en kolay değiştirilebilecek olandan başlıyoruz. Her adımda sorulacak soru aynı: yerine ne koyacağız?
- Arka planda açık televizyon. Kimse izlemese de açık duran televizyon, evdeki konuşmayı ve çocuğun oyununu bölüyor. Çoğu evde en kolay ilk adım bu. Sessizlik zor geliyorsa yerine radyo ya da müzik koyabilirsiniz.
- Yemekte tablet. İlk hafta sadece bir öğünü ekransız yapın. Çocuğa küçük bir görev verin: ekmeği koparmak, domatesi tabağa koymak. Siz de telefonu kaldırıp yüzünüzü ona dönün. Yemek kısa sürebilir, az yenebilir; bu da bir başlangıç.
- Arabada telefon. Kısa yollarda telefonu hiç vermeyin. "Kırmızı araba görünce söyle", birlikte şarkı söylemek, camdan gördüklerini anlatmak yeter. Uzun yolda sesli bir masal ya da çocuk şarkıları ekrandan daha iyi bir ara çözüm.
- Siz yemek yaparken. Tezgâhın yanına bir tabure koyun, önüne bir kase nohut ve iki plastik kap verin. Aktarmak, dökmek, saymak. Sizi görüyor, sizinle konuşuyor, elini kullanıyor.
- Uyku öncesi. Yatmadan önceki son saati ekransız yapın. Banyo, kitap, ışık kısılması. Bu saat hem uykuya hem de gün içindeki en uzun karşılıklı sohbete dönüşebiliyor.
İlk günlerde kriz beklenir. Çocuk sizin tutarlı olup olmadığınızı sınıyor. Ekranı kapatmadan önce haber vermek ("bu bölüm bitince kapatıyoruz"), kapanınca hemen yapılacak bir şey hazırlamak ve kriz olduğunda ekranı geri vermeden ama çocuğu da yalnız bırakmadan yanında durmak işe yarıyor. Yerine koyabileceğiniz fikirler için uyaran eksikliğinde evde yapılabilecek aktiviteler ve evde duyusal oyun önerileri yazılarına göz atabilirsiniz.
Ekran azaldı ama tablo değişmedi
Ekranı ciddi biçimde azalttınız, birkaç hafta düzenli olarak yere oturup oynadınız, ama çocuk hâlâ size bakmıyor, göstermiyor, oyuna girmiyorsa bu önemli bir bilgi. Belki işin içinde başka bir etken de var. Böyle durumlarda bir uzman değerlendirmesi beklemekten daha fazla şey anlatır. Konuşma geride kalıyorsa önce işitme testi ve dil-konuşma terapisti; tanı sorusu varsa çocuk psikiyatristi. Belirtileri yaşa göre görmek için uyaran eksikliği nedir yazısına, ergoterapinin bu süreçte nasıl çalıştığını görmek için Antalya uyaran eksikliği terapisi sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Eğitici içerikler de sorun olur mu?
Eğitici içerik, rastgele videolara göre daha iyi bir seçenek. Ama 3–4 yaşta asıl mesele içerikten çok süre ve yalnız izleme. Eğitici bir video da çocuk yalnızken karşılıklı konuşmanın yerini alır. Yanında oturup konuşarak izlemek farkı büyütür.
Görüntülü aramalar ekran süresine sayılır mı?
Amerikan Pediatri Akademisi, bebeklerde bile aile büyükleriyle yapılan görüntülü görüşmeleri ayrı tutuyor, çünkü orada karşılıklı konuşma var. Babaanneyle yapılan kısa bir görüntülü arama, yalnız izlenen bir çizgi filmle aynı şey değil.
Büyük kardeş ekran izlerken küçüğü nasıl uzak tutarız?
Tamamen uzak tutmak çoğu evde mümkün değil. Büyük kardeşin ekran saatini küçüğün uyku ya da dışarıda olduğu saatlere kaydırmak, ortak alanda televizyon yerine büyük kardeşe kulaklıkla ayrı bir köşe açmak işe yarayabilir.
Ekranı azaltınca krizler arttı, normal mi?
İlk günlerde krizlerin artması sık görülür ve genellikle tutarlılıkla azalır. Önceden haber vermek, ekran kapanınca hemen yapılacak bir etkinlik hazırlamak ve sakin kalmak yardımcı olur. Krizler haftalar içinde azalmıyor ya da çok şiddetliyse bir uzmanla konuşmanızı öneririm.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve tanı ya da tıbbi değerlendirme yerine geçmez. "Uyaran eksikliği" ve "sanal otizm" resmi tanılar değildir. Otizm ve DEHB gibi nörogelişimsel tanıları çocuk ve ergen psikiyatristi, gerektiğinde çocuk nöroloğu ile birlikte koyar.
Planı birlikte kuralım
Ekranı azaltmak tek başına zor geliyorsa, evinizin düzenine uyan bir planı birlikte çıkaralım. Sürecin nasıl işlediğini Antalya uyaran eksikliği terapisi sayfasında anlattım.