"Kreşteki öğretmeni uyaran eksikliği olabilir dedi, kayınvalidem otizm diyor, doktor da biraz bekleyelim dedi. Ben kime inanayım?" Üç buçuk yaşındaki oğlunu kucağında tutan bir annenin ilk cümlesiydi bu. Çocuk o sırada odadaki topları tek tek dizmekle meşguldü, adı söylendiğinde başını kaldırmadı. Anne haklı olarak huzursuzdu. Aynı tabloya üç farklı isim verilmişti ve hiçbiri ona ne yapması gerektiğini söylemiyordu.

Uyaran eksikliği ile otizm arasındaki fark, aileler arasında en çok konuşulan ve en çok karıştırılan konulardan biri. Bu karışıklık anlaşılır, çünkü 3 yaş civarında iki tablonun dışarıdan görünen yüzü birbirine gerçekten benzeyebiliyor. Ama ayrımın nasıl yapıldığını bilmek, "bekleyelim mi, bakalım mı" sorusuna daha sakin bir cevap vermenizi sağlar.

Önce iki kavramı yerine koyalım

"Uyaran eksikliği" resmi bir tanı değildir. DSM-5'te de ICD'de de böyle bir başlık yok. Türkiye'de erken çocuklukta yetersiz yüz yüze etkileşim, az oyun, az dil uyaranı ve çoğu zaman yoğun ekran maruziyetiyle ilişkilendirilen gündelik bir tabir. "Sanal otizm" ifadesi de aynı şekilde bir tanı değil. Yine de bu tabirlerin işaret ettiği tablo gerçek: çocuğun gelişimi için ihtiyaç duyduğu karşılıklı oyun ve konuşma yeterince olmadığında bazı beceriler geride kalabiliyor. Bunun ne anlama geldiğini uyaran eksikliği nedir ve 3–4 yaşta nasıl görünür yazısında ayrıntılı anlattım.

Otizm spektrum bozukluğu ise nörogelişimsel bir farklılıktır. Sosyal iletişim ve etkileşimde süregiden farklılıklar ile tekrarlayıcı davranışlar ve kısıtlı ilgiler bir arada görülür. Tanısını çocuk ve ergen psikiyatristi koyar; gerektiğinde çocuk nöroloğu ya da gelişimsel pediatri uzmanıyla birlikte değerlendirilir. Ben bir ergoterapist olarak tanı koymam.

Neden bu kadar birbirine benziyorlar?

Çalışma odama gelen ailelerin tarifleri çoğu zaman şöyle: göz teması az, adı söylenince dönmüyor, konuşması yaşıtlarından geride, oyuncakla oynamak yerine çevirip duruyor, tablet elinden alınınca yere yatıp ağlıyor. Bu sahnelerin her biri iki tabloda da karşımıza çıkabilir.

Ekranın başında uzun saatler geçiren bir çocuk, yüzlere bakmayı ve bir sese dönmeyi daha az pratik etmiştir. Parlak, hızlı akan görüntülere alışan bir sinir sistemi, yavaş ilerleyen gerçek oyunu sıkıcı bulabilir. Öte yandan otizmli bir çocuk da ekrana yoğun ilgi duyabilir ve aile, çocuğun sakin kaldığı tek zamanın ekran başı olduğunu gördüğü için süreyi farkında olmadan uzatabilir. Yani aynı evde ekran hem nedenlerden biri hem de durumun bir yansıması olabiliyor. Ekranın 3–4 yaşta hangi deneyimlerin yerini aldığını ekran ve uyaran eksikliği yazısında ayrıca ele aldım.

Kısacası dışarıdan bakınca aynı görünen iki çocuk, farklı yollardan aynı noktaya gelmiş olabilir. Fark çoğu zaman tek bir anlık gözlemde değil, zaman içindeki değişimde ortaya çıkar.

Ayırt etmeye yardımcı olan eğilimler

Aşağıdakiler kural değil, eğilim. "Şu varsa otizm değildir" diye kesin bir liste vermek mümkün değil ve doğru da olmaz. Ama değerlendirme sürecinde uzmanların dikkat ettiği örüntüleri bilmek, gözlemlerinizi daha anlamlı hale getirir.

Uyaran eksikliği tablosunda sık gördüğüm eğilimler

  • Uyaran artınca hızla açılma: Ekran azaltılıp yetişkin oyuna girdiğinde, çoğu zaman birkaç hafta içinde göz teması, bakışı takip etme ve ses çıkarma belirgin biçimde artar.
  • Karşılıklılık öğrenilebiliyor: Siz bir oyun başlattığınızda önce mesafeli dursa da, tekrar ettikçe katılır, sırasını bekler, bir sonraki hamleyi sizden ister.
  • Tekrarlayıcı davranışlar ortama bağlı: Dizme ya da çevirme gibi davranışlar daha çok sıkıldığında veya ekran sonrası görülür, oyun zenginleştikçe azalma eğilimi gösterir.
  • Taklit gelişiyor: Alkış, el sallama, basit hareketleri kısa sürede kopyalamaya başlar.

Otizm değerlendirmesini düşündüren eğilimler

  • Ortak dikkatin sınırlı kalması: Uyaran artsa da çocuk ilgisini çeken şeyi size göstermek, yüzünüze bakıp paylaşmak için çok az girişimde bulunur.
  • Tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilginin süreklilik göstermesi: El çırpma, dönen nesnelere bakma, belirli bir sıralamada ısrar ya da tek bir konuya yoğun ilgi, ortam ve günün akışı değişse de sürer.
  • Duyusal farklılıkların ortamdan bağımsız olması: Belirli seslere kulak kapatma, bazı dokulardan kaçınma ya da yoğun duyusal arayış evde, parkta, kreşte aynı biçimde görülür.
  • Beceri kaybı: Daha önce söylediği kelimeleri ya da yaptığı şeyleri artık yapmıyorsa bu, beklenmeden bakılması gereken bir işarettir.

Bu eğilimlerin daha ayrıntılı haline 3–4 yaşta otizmin erken işaretleri yazısından bakabilirsiniz.

Bir noktanın altını çizmek istiyorum: iki tablo bazı çocuklarda bir arada olabilir. Otizmli bir çocuk da uzun süre ekranla baş başa kalmış ve etkileşim açısından yoksun büyümüş olabilir. Uyaran arttığında bu çocuk da belli ölçüde açılır; ama çekirdek farklılıklar sürer. Bu yüzden "ekranı kestik, açıldı, demek ki otizm değil" sonucu da aceleci olabilir. Açılma iyi bir haberdir, bir tanı ölçütü değildir.

Ayrımı kim yapar, ergoterapinin yeri ne?

Ayrımı çocuk psikiyatristi yapar. Konuşma geride ise ayrıca odyoloji ile işitme değerlendirmesi ve dil-konuşma terapisti görüşü gerekir. Ergoterapi değerlendirmesi bu sürece gözlem verisi sağlar. Ben değerlendirmede çocuğun oyununa, sizinle kurduğu etkileşime, günlük işlere katılımına, duyusal tepkilerine ve bunların farklı durumlarda nasıl değiştiğine bakarım. Uygun olduğunda Dunn Duyu Profili ve yapılandırılmış gözlem kullanırım, sizinle ayrıntılı bir görüşme yaparım.

Bu gözlemler bir tanı değildir ama psikiyatri görüşmesine elinizde somut bilgiyle gitmenizi sağlar. Özellikle birkaç haftalık bir oyun programına çocuğun nasıl yanıt verdiği, hekimin değerlendirmesi için değerli bir veridir. Sürecin nasıl işlediğini Antalya'da gelişimsel değerlendirme sayfasında da bulabilirsiniz.

"Bekleyip görelim" tuzağı

Ailelerin çoğu bir noktada bu cümleyi duyuyor. Niyet iyi: çocuğu erken etiketlemek istemiyoruz. Ama beklemek ile hiçbir şey yapmamak aynı şey değil. 3–4 yaş, beynin etkileşimden en hızlı öğrendiği dönemlerden biri ve geçen her ay bir fırsat. Değerlendirme randevusu almak etiketlemek demek değildir; sadece bakmaktır.

Randevuyu beklerken de boş durmanız gerekmiyor:

  • Ekranı azaltın. Dünya Sağlık Örgütü 2–4 yaş için günde en fazla 1 saat öneriyor, daha azı daha iyi. Kimse izlemese de arka planda açık kalan televizyonu da kapatmayı deneyin.
  • Her gün 10–15 dakika telefonsuz, yere oturup çocuğunuzun yüz hizasında oynayın. Fikir için uyaran eksikliğinde evde yapılabilecek 12 aktivite yazısına bakabilirsiniz.
  • Kısa bir gözlem defteri tutun: hangi durumda göz teması kurdu, neyi gösterdi, neye tepki verdi. Kısa videolar da çok işe yarar.
  • İşitme testini ertelemeyin.
  • Psikiyatri ve ergoterapi randevularını şimdi alın; oyun programına randevu gününe kadar devam edin.

Çocuğunuz daha önce kullandığı kelimeleri kaybettiyse, yaptığı şeyleri artık yapmıyorsa beklemeyin. Beceri kaybında ilk adres çocuk nörolojisi ve çocuk psikiyatrisidir.

Konyaaltı'ndaki çalışma odamda bu ayrım sorusuyla gelen ailelerle önce çocuğu oyun içinde tanımaya çalışıyorum. Uyaran eksikliğinin öne çıktığı durumlarda Antalya uyaran eksikliği terapisi kapsamında evle bağlantılı bir oyun programı kuruyoruz; otizm değerlendirmesi gündemdeyse psikiyatri süreciyle birlikte yürüyoruz. Hangi yol olursa olsun, çocuğunuzun güçlü yanlarını ve zorlandığı yerleri birlikte görmek, "kime inanayım" sorusunu çoğu zaman hafifletir.

Sık sorulan sorular

Uyaran eksikliği ile otizmi evde kendim ayırt edebilir miyim?

Hayır. Evde gözlemleriniz çok değerlidir ama ayrımı çocuk psikiyatristi yapar. Gözlem defteri ve kısa videolar değerlendirmede işinizi kolaylaştırır.

Ekranı kestik ve çocuğum açıldı. Bu otizm olmadığı anlamına mı gelir?

Tek başına bir şey söylemez. Uyaran artınca açılma iyi bir işarettir ama bazı çocuklarda iki tablo bir arada olabilir. Değerlendirmeyi yine de tamamlamanızı öneririm.

Ergoterapist otizm tanısı koyar mı?

Koymaz. Ergoterapist oyun, günlük işler ve duyusal tepkiler üzerine işlevsel değerlendirme yapar. Bu gözlemler psikiyatristin değerlendirmesine veri sağlar.

Randevu beklerken ne yapmalıyım?

Ekran süresini azaltın, her gün 10-15 dakika yüz yüze oynayın, işitme testini yaptırın ve gözlemlerinizi not edin. Beceri kaybı varsa beklemeden çocuk nörolojisi veya psikiyatrisine başvurun.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve tanı yerine geçmez. Otizm spektrum bozukluğu tanısı çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından, gerektiğinde çocuk nöroloğu ile birlikte konulur. "Uyaran eksikliği" resmi bir tanı değildir. Çocuğunuzun gelişimiyle ilgili endişeleriniz için bir uzmana danışmanızı öneririm.

Ayrım sorusunu birlikte netleştirelim

Çocuğunuzu oyun içinde tanıyıp gözlemlerimi sizinle ve psikiyatri süreciyle paylaşabilirim. Konyaaltı'ndaki çalışma odam için telefon ya da WhatsApp'tan ulaşabilirsiniz. Sürecin nasıl işlediğini Antalya otizm ergoterapisi sayfasında anlattım.